#GENEL

Olimpiyat serüvenimiz başlıyor

24 Temmuz 2020 Cuma
Olimpiyat serüvenimiz başlıyor
#GENEL

Olimpiyat serüvenimiz başlıyor

24 Temmuz 2020 Cuma
Paylaş

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisi nedeniyle 2021 yılına ertelenen 2020 Tokyo Yaz Olimpiyat Oyunları, seneye tam da bu zamanlarda gerçekleşecek. Bu heyecan verici organizasyon için şimdiden günleri sayarken TURKSPORU olarak olimpiyat serüvenimizin nasıl başladığını hatırlayalım istedik.

İlk Modern Olimpiyat ve ilk Türk

Modern Olimpiyat Oyunları'nın Yunanistan'ın başkenti 1896 yılında Atina'da düzenleneceği haberi tüm dünyada geniş yankı uyandırırken, Osmanlı Devleti’nde de Deliormanlı Koç Mehmet Pehlivan, güreşlere katılabilme heyecanı ile yanıp tutuşuyordu. O tarihlerde 20 yaşında olan Koç Mehmet, er meydanlarında güreş tutmaktaydı. Atina'da yabancı güreşçilerin de katılımı ile yapılacak müsabakalar kendisi için çok büyük fırsat olabilirdi. Büyük umutlarla Atina'ya doğru yola koyulan Koç Mehmet, orada güreşlere katılabilmek için gerekli makamları bulmuş ve "Güreşmeye geldim" demişti.

Burası Modern Olimpiyat Oyunları'nı düzenleyen Organizasyon Komitesi idi. Kendisine kim olduğu, nereden geldiği sorulduğu zamanda, "Türküm, Osmanlı'dan geliyorum" demişti. Ancak Osmanlı Devleti, henüz Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne üye olmadığı için oyunlara gidecek sporculara resmi belge verecek makamı da yoktu. Komite üyeleri, "Seni kabul etmemiz imkansız. Osmanlı Devleti, Olimpiyat Komitesi’ne üye değil, hem senin belgen de yok elinde" demişlerdi Koç Mehmet'e. Bu yanıt Koç Mehmet'i bir hayli üzmüştü.

Komite üyeleri yeni düzen Olimpiyat Oyunları hakkında Mehmet'e geniş bilgi verdiler. Oyunların önemini kavrayan Mehmet'in üzüntüsü daha da arttı ama yapacak bir şey yoktu. Koç Mehmet sonunda ülkesine geri döndü. Belki ilk olimpiyatlara katılamadı ama Atina'ya kadar kendi imkanları ile gidip oyunlara tek başına katılmak istemesi bile büyük bir başarı hikayesiydi.

Olimpiyatlardaki ilk sporcumuz: Aleko Mulos

Tarihimizde ilk kez . 4. Yaz Olimpiyat Oyunları olan Londra 1908 Yaz Olimpiyat Oyunları’nda boy gösterdik. 27 Nisan - 31 Ekim 1908 tarihleri arasında İngiltere'nin başkenti Londra'da gerçekleştirilen 1908 Londra’ya bir sporcumuz katıldı. Galatasaray Lisesi öğrencisi, Kurtuluş Gençlik Kulübü (Tatavla Heraklis) sporcusu Aleko Mulos, Baron Pierre de Coubertin’in daveti üzerine Londra 1908 4. Yaz Olimpiyat Oyunları’na katılarak Osmanlı Devleti’ni temsil eden ilk sporcu oldu. 97 cimnastikçinin katıldığı yarışmalarda 51 sporcunun yeri ve puanı saptanamadığı için Mulos’un Londra Olimpiyatı’nda kaçıncı olduğu ise bilinemedi. Dünyanın dört bir yanından toplamda 2008 sporcunun katıldığı olimpiyatlarda 1971 erkek, 37 kadın sporcu yarıştı.

Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti kuruldu

Sultan II. Abdülhamit’in 24 Temmuz 1908’de Manastır ve İstanbul’da II. Meşrutiyet’i ilan etmesi üzerine dernek kurulması serbestleşti. Başta Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe olmak üzere birçok kulüp tescillerini yaptırdılar. Uluslararası Olimpiyat Komitesi Türkiye Temsilcisi Selim Sırrı Tarcan da, Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti’ni kurmak için çalışmalara başladı. Kendisi öğretmen olduğu için cemiyet başkanlığına gazeteci Ahmet İhsan Tokgöz’ü uygun gördü. Genel sekreterlik görevini Tarcan üstlenirken, üyeliklere Hasip Bayındırlıoğlu, Asaf ve Cevat Rüştü Bey kardeşler getirildiler.

Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti kurulmuştu ama bütçesi yoktu. Stockholm 1912 5. Yaz Olimpiyatı’na katılım için sporcu ve sponsor bulmak gerekiyordu…

Gazete ilanlarıyla sporcu arandı

Selim Sırrı Tarcan, o dönemde yayınlanan ‘İkdam’ ve ‘Sabah’ gazetelerine ‘Sporseverler ve Yardımseverler Aranıyor’ diye ilanlar verdi. Bu ilanlar belki yurdumuzdaki ilk sponsor bulma arayışıydı. Selim Sırrı Bey, sponsor bulamadı ama Ermeni asıllı iki genç Mıgırdıç Mıgıryan ve Vahram Haret Papazyan olimpiyata katılmak için başvurdular. İki Robert Kolej öğrencisi gerekli bilgileri Tarcan’dan alırken, İsveç’e kendi olanakları ile gidip gelebilecekleri gerçeğini öğrendiler. İstanbul’un ilk atletizm ve cimnastik kulübü olan ‘Raffi’nin kurucusu Mıgırdıç Mıgıryan’ın parasal durumu iyiydi. Ancak Papazyan’ın kaynak bulması gerekiyordu. Bebek’te oturan bir gazete bayisinin oğlu olan Papazyan, her sabah Bebek’ten koşarak Babıali’ye gelir, oradan aldığı gazeteleri yine koşarak Bebek’e getirip babasının dükkanına bıraktıktan sonra oradan okul çantasını kaptığı gibi Bebek sırtlarındaki Robert Kolej’e koşardı. Vahram Papazyan, İstanbul’un çeşitli semtlerinde şubeleri bulunan Ermeni Ardavast kulübünün üyesiydi. İlk başvurduğu yer de bu kulüp olmuştu. Kulüp yöneticileri bu işe sıcak bakmışlar ve onun Stockholm’e gidip gelmesini sağlayacak parayı bulmanın yollarını aramışlardı. Bunun için Arnavutköy’deki Rum Tiyatrosu’nda bir gece düzenlendi. Saray mensupları ve hatta saraylı hanımların da hazır bulundukları bu gösteride Türkçe olarak oynanan ‘Fedakar Gemici’ piyesinde bizzat Vahram Papazyan da rol aldı. Bu geceden sağlanan para ve biriktirdiği cep harçlıklarıyla Vahram Papazyan’a Stockholm için gidiş geliş bileti alındı. İki genç sporcu tek başlarına zorlu bir yolculuktan sonra Stockholm’e vardılar.

Stadyum çevresindeki her ulusun bayrağını ve sporcuların formalarını görünce önemli eksikliklerini fark ettiler: Bayrak ve milli forma…

Türk bayrağı caddelere çekildi

Vahram Papazyan, Olimpiyat Oyunları’na katılacak ülkelerin caddelere asılmış bayrakları arasında Türk bayrağının bulunmadığını görünce Büyükelçi Ahmet Bey’e durumu büyük bir üzüntü içinde anlattı; Türk bayrağı Stockholm caddelerine ve Olimpiyat Stadı’na çekilmediği taktirde yarışmalara katılmayacağını bildirdi. Büyükelçi Ahmet Bey derhal ilgili makamlara başvurarak iki saat içerisinde Türk bayrağının caddelere ve stadyuma çekilmesini sağladı.

Büyükelçimizin eşi de Vahram’a, kolej arkadaşlarından Kerim Kanok’un hediye ettiği, düz kırmızı fanilasının üzerine beyaz bir Ay-Yıldız dikti. Vahram Papazyan, Ay-Yıldızlı formasıyla 800 ve 1500 metre yarışlarına katıldı. 48 atletin katıldığı 800 metre yarışmalarında altıncı seride, 45 atletin katıldığı 1.500 metre elemelerinde yedinci seride koştu; iki yarışı da tamamlayamadı.

Papazyan, 1954 yılında Amerika’dan yolladığı mektubunda Stockholm 1912 anılarını anlatırken, 1.500 metre yarışını son metrelere kadar önde götürdüğünü ancak aşırı heyecandan bayıldığını bildirmişti.

Mıgırdıç Mıgıryan, Olimpiyat Onur Kütüğü’nde

Mıgırdıç Mıgıryan, dekatlon, pentatlon yarışmaları ile disk atma, sağ ve sol elle gülle atma yarışmalarında mücadele etti, gülle atmada yedinci olarak Olimpiyat Onur Kütüğü’ne adını yazdıran ilk Türk sporcusu oldu. ABD’li Ralph Rose’un 27.70 metre ile birinci olduğu yarışmada Mıgıryan (10.85 m + 8.93m ) 19.78 metrelik bir derece elde etti. Disk atma yarışmasında 17 ülkeye mensup 40 atlet arasında 32.98 metre ile 34’üncü olurken, iki Rus, iki İsveçli, bir Fransız ve bir Bohemyalı rakibini gerisinde bıraktı. Gülle atma yarışmasında ise 22 rakip arasında 10.63 metre ile 19. sırayı alırken, dekatlonda Stockholm Olimpiyatı’nın efsane atleti Kızılderili beyaz melezi Jim Thorpe ile sonradan Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı olan Avery Brundage ile yarışma onuruna erişti.

29 atlet arasında 100 metreyi 13.3’te tamamlayan Mıgıryan, gülle atmada 11.05 metre, uzun atlamada 5.43 metrelik derece elde etti. Böylece 479.75 puan toplayan Mıgıryan uzun atlama yarışması sırasında bileğinden sakatlanınca dekatlon yarışmasından çekilmek zorunda kaldı. 26 atletin mücadele ettiği pentatlon yarışmalarında ise 200 metrede 26.4 ile 24., uzun atlamada 5.59 metre ile 25., cirit atmada 36.87 metre ile 18. oldu ve diğer yarışmalara katılamadı.

Vahram Haret Papazyan ve Mıgırdıç Mıgıryan’ın Stockholm 1912 Olimpiyatı serüvenleri böylece son bulmuştu. Ancak bu iki atlet katıldıkları yarışmalarda elde ettikleri derecelerden çok daha önemli, çok daha büyük bir onura erişmişler, Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti tarafından Olimpiyat Oyunları’na yollanan ilk atletler olmuşlardı.

1922’de Kanada’ya yerleşen Papazyan, burada Ermeni Cimnastik Derneği’nin başına getirildi. 1912 Olimpiyat Oyunları’nda Türk sporunu temsil eden atlet olmakla ömrünün sonuna kadar övünen Papazyan sık sık Türkiye’ye geldi.

1912 Stockholm Yaz Olimpiyat Oyunları’ndan sonra düzenlenmesi planlanan 1916 Berlin Olimpiyatları, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yapılamadı ve savaş nedeniyle yapılamayan ilk olimpiyat olarak tarihe geçti.